Oyuncular Yönetmenler Filmler Replikler Belgeseller Videolar Türk Sineması
  Türk Sineması Oyuncuları  | A - B - C - Ç - D - E - F - G - H - I - İ - J - K - L - M - N - O - Ö - P - R - S - Ş - T - U - Ü - V - Y - Z
Altın Küpeler  (1966)-Renkli
Duygusal |
Hathike To Fengari’ (The Moon Was Lost) (Stavros Xarhakos). ‘6+6’ albümündeki (1964) melodi.
Turgut; “Bak Aylin, belki yakında ayrılmak zorunda kalacağım. O zaman...”
Aylin; “Sus! Yarın mühim deği..
Devamı
Yönetmen : Orhan Aksoy
Senaryo Yazarı Orhan Aksoy Ahmet Üstel Yapımcı Recai Akçaoğlu İrfan Ünal Müzik Metin Bükey Görüntü Yönetmeni Orhan Kapkı
 
Oyuncular
Türkan Şoray
(1945-..)
Rol: Aylin
Ediz Hun
(1940-..)
Rol: Turgut
Süleyman Turan
(1936-..)
Rol: Sülo
Hakkı Kıvanç
(1931-..)
Rol: Onbaşı
 
Filmin Konusu
Hathike To Fengari’ (The Moon Was Lost) (Stavros Xarhakos). ‘6+6’ albümündeki (1964) melodi.
Turgut; “Bak Aylin, belki yakında ayrılmak zorunda kalacağım. O zaman...”
Aylin; “Sus! Yarın mühim değil. Çingene yarını düşünmez. O, bugünü yaşar. Sen şimdi benim yanımdasın ya bu bana yeter.”


‘Golden Earrings’in (Yolanda Foldes) (1946-Dell Publishing Company) Yeşilçam uyarlaması.
Jenerikte Dolmabahçe Saat Kulesi ve Turgut Bey görüntüye geliyor. [‘34 DA 558’ plakalı Ford arabasını ‘Fakir Gencin Romanı’nda (1965) görmüştük.] Yaşlı adam elindeki altın küpelere bakarken yıllar öncesine gidiyoruz.
İstanbul, ‘ilk cihan harbi’nin son yılları. İstihbarat Teşkilatı’nda Yüzbaşı Turgut’a ‘ağır ve çok tehlikeli’ bir görev verilir; “Düşman kuvvetlerinin büyük bir harekâta başlamak üzere olduklarını istihbar etmiş bulunuyoruz. Vaktiyle bizim olan Pirot kasabası, şimdi düşman işgalinde bulunuyor. Orada bizim için çalışan Hacı Ömer adında bir adamımız var. Hacı Ömer zahiren halı ticareti ile iştigal eder. O’nunla temas edip planları kendisinden alacaksınız. Sizden evvel gönderdiğimiz ajanımız Murat Bey, Hacı Ömer’le temasa geçemeden maalesef yakalandı Turgut Bey. Bu planlar bizim için hayati ehemmiyete haizdir. Birçok kardeşimizin hayatı bu planların elde edilmesine bağlıdır.”
Ertesi gün Pirot kasabası. Çekimler ‘Kovuk Kemer’ önünde yapılmış. Dükkânda Ömer Efendi’yi arayan Turgut tutuklanır. İstilacılar “Elleri bağlı bir insanı dövmekte çok usta olmuşlar”. Murat’ın da hapsedildiği [‘Hacı Murat’ (1967) ve ‘İlk ve Son’dan (1968) anımsadığımız] Bilezikçi Çiftliği’ne götürülür.
Murat; “Öğrendiğime göre Hacı Ömer’i 1 hafta evvel tevkif edip Saboçay’a götürmüşler. Orda bir köşke kapatmışlar. Zavallıyı konuşturmak için bir haftadır işkence yapıyorlarmış... Düşmana bir şey söylemez ama korkarım ki vaktinde yetişemezsek bize de bir şey söyleyemez.”
Zor ama zorunlu olanı yapıp kaçarlar. Bir hafta sonra Saboçay’da buluşmak üzere ayrılırlar. Oraya ilk varan, yol kavşağındaki levhaya üç çizgi çizecek ve diğerini bekleyecektir. (1947’deki Hollywood çevriminde bu işaret ‘üç nokta’).
Yorgun argın nehir kıyısına ulaşan Yüzbaşı, ‘çiçekli fırfır etekli, dar bluzu (herhalde) kırmızı güllü, iri küpe ve bilezikli’ bir Roman kızı ile karşılaşır. Simsiyah saçlar, karanlıkta bile parlayan bembeyaz dişler.
Aylin; “Aç mısın? Gel otur. Çok güzel bir balık çorbası yaptım. Balığı nehirden tuttum. Sebzeleri de bu sabah büyü yaparak ineğini iyileştirdiğim bir çiftçi verdi.”
Birkaç sahnede bu bakmaya doyamadığımız kadının ‘nehir perileri ve haberci kuşlarla’ dolu yaşantısına karışıyoruz. Turgut’un Saboçay’a gidebilmesi O’nun yardımı ile olacaktır.
At arabasıyla bambaşka ve ruhsal değişimlerle dolu bir yolculuk başlıyor.
Delikanlının cildi ceviz yağı ile esmerleşir. Küpeler ve giysi de tamamlanınca artık hiçbir Godze’nin (‘Çingene olmayan’) ayırt edemeyeceği bir Çingene olup çıkar. Bir süre sonra ‘ruhu da Romanlaşacaktır’. Huyu şimdiden değişmeye başlamış. ‘Bir nehirden geçerken suya üç kez tükürmenin uğur getireceğine inanıyor’. Yeni adı ‘İbo’.
El falını, hayat çizgisini öğrenir. Murat’ın avucunda ‘ölümü’ görür.
Aylin’i kaptırmak istemeyen Çeribaşı Sülo ile ilk başta kavga etseler de sonunda arkadaş olurlar. Hacı Ömer’in tutulduğu karargâha baskın düzenlenir. Murat ve (mikrofilmleri verdikten sonra) Ömer ölür.
Kahramanımızın sınıra ulaşması yine Aylin sayesinde.
‘Golden Earrings’in Hollywood çevriminde (1947) Albay Ralph Denistoun savaştan sonra Lydia’ya geri dönüyor. Turgut ise yalnızca unutmayacağını söyler. Belki falına bakmış ve köprüde öleceğini önceden görmüştür.
Yanında mikro filmler ve yüreğinde, yıllar sonra bile dinmeyecek sızı ile yurduna ulaşır.
Aylin, O’nu daha karşılaşmadan sevmişti; “Seni seviyorum, tatlım. Seni, daha yüzünü bile görmeden sevdim. Geleceğini biliyordum. Kuşlar haber verdi bana.”
Ancak Turgut, genç kızı sevdiğini iş işten geçtikten sonra anlıyor.

Hollywood çevrimi Golden Earrings’in (1947) başlangıcı 1946 sonbaharında. Emekli İngiliz Generali Ralph Denistoun savaşın hemen öncesinde yaşadıklarını Amerikalı gazeteci Quentin Reynolds’a anlatıyor. Kahramanımız o zamanlar bir albay. Genç arkadaşı Byrd ile Almanya’dalar. Görevleri, Prof. Otto Krosigk’in geliştirdiği zehirli gazın formülünü elde etmek. Bir ara yakalanıp, kaçıyorlar. Birkaç gün sonra Eschbach’taki (senaryoda ‘Esbach’) Freiburg tabelasında buluşmak üzere ayrılırlar. Albay, Neckar nehri yakınlarında bir roman kızı ile karşılaşır. Adı Liddie. Ama Albay, Lydia diyor. Ev şeklindeki atlı arabayla yaptıkları yolculuk sırasında kahramanımızın adı (Janos Kalompa), dış görünüşü ve iç dünyası değişim gösterir. ‘Gypsy’ gerçek aşkı, ‘Gadze’ de yaşamı tanıyacaktır.
Ralph; “You never knew what real love was and I never knew what life was. Now we’ve become like each other. We’ve merged into each other. Gypsy, gadze; Gadze, gypsy. It’s all one.”
Gizli formülü elde ettiği gibi savaştan sonra sevgilisine geri dönüyor.
Albay ayrılırken küpeleri Lydia’ya geri vermişti. ‘Çok sevdiği’ kadını savaş boyunca aramaz. Barıştan bir buçuk yıl sonra Almanya’dan gelen paket gelir. Adresteki ‘Deutschland’ yazısına boş boş bakıyor. Durumu anlaması altın küpeleri gördükten sonra. O zaman da 5.30 uçağında yer bulmak için yırtınmaya başlar. Bu konuda yardımcı olan Burlington Club görevlisi Mr. Miggs’i öpmeye bile kalkışır. Acaba savaş Albayımızın hafızasında bir sorun yaratmış olabilir mi?

Yolanda Foldes’in romanı (Golden Earrings) (1946-Dell Publishing Company) (‘Altın Küpeler’-Nebioğlu Yayınevi) (Çeviren Mustafa Yıldırımalp) yerli ve yabancı filmlerden biraz farklı. Mikrofilm veya zehirli gaz yok. Kahramanımız Albay Ralph Dennistoun (Hollywood çevriminden bir ‘n’ farklı). 49 yaşında, zeki, sakin biri (sf. 12). Üç sene hapis yattığı İtalyan esir kampından kaçarak Çek sınırını geçmiş. Amacı Fransa’ya ulaşmak. Lydia adlı bir Roman kadını yardım eder. Albay, karısı Celia’dan çok uzak. Lydia’nın kocası hapiste. Önlerinde de atlı araba ile gidecekleri uzun bir yol var. Önce dış görünüşü sonra ruhuyla ‘Romanlaşır’. Adı Mihal Kolompar ve Fransa sınırı yakınında Michel Laforge olur. ‘Bir delinin kurbanı olan’ Almanya’dan geçip (sf. 121) amacına ulaşıyor. “Lydia ve O’nun âlemi ile birlikte yaşamak herhalde tatlı olurdu.”
Türü: Duygusal  
 
Replikler
 
 
 HENÜZ FRAGMANI EKLENMEMİŞ
Google Video da ara
Youtube da ara
Vimeo da ara
Daily Motion da ara
İzlesene de ara
Vidivodo da ara
BU FİLMİ ONLINE İZLE
 
Diğer Sahneler
.....Sahnesi
..... Sahnesi
Ana Sayfa Unutulmaz Filmler Yönetmenler Oyuncular Replikler Videolar
Türk Sineması Yıla Göre Filmler   Kadın Oyuncular    
Film Posterleri Ad Sırasına Filmler   Erkek Oyuncular    
Haberler Yeni Eklenen Filmler   Saygıyla Anıyoruz...    
Bunları Biliyormusunuz?          
ReplikTv.com internet sitesi, Türk Sineması'na emeği geçmiş yüzlerce usta oyuncunun, rol aldıkları filmlerin ve binlerce repliğin hatırlatılmasını ve tanıtılmasını hedeflemiştir.
Kaynak gösterilerek yayınlanan yada yönlendirilen diğer sitelerdeki yanlış bilgilerden sorumlu değildir.Bilgi için info@repliktv.com e-posta adresini kullanabilirsiniz.